Peru & BolivyaPeru & BolivyaPeru & BolivyaPeru & Bolivya

  • Amazon’da yavaşlayan zamanın büyüsü
  • İnka mirasıyla tarihe dokunuş
  • Zamansız şehirlerden vahşi doğaya uzanan rota
  • Machu Picchu’da zirveye ulaşan duygu
  • Her durakta yeni bir duygu, yeni bir sahne
  • Ritmi hissedilen unutulmaz bir rota
Lima • Arequipa • Cusco • Sacred Valley • Machu Picchu Puno • Lake • Titicaca La Paz • Uyuni • Avaroa

Latin Amerika’nın en ikonik coğrafyalarını aynı hikâyede buluşturan bu yolculuk, Pasifik kıyısındaki Lima’nın zamansız şehir dokusundan başlayarak Amazon’un nefes alan vahşi doğasına, İnka medeniyetinin taşlara işlenmiş mirasına ve And Dağları’nın dramatik manzaralarına uzanan güçlü bir akış sunuyor. Her durak yalnızca bir destinasyon değil; bir sonraki duyguyu hazırlayan sahne gibi tasarlandı. Amazon’da yavaşlayan zaman, Sacred Valley’de yükselen beklenti ve sislerin arasından beliren Machu Picchu’da zirveye ulaşan o tarifsiz his…

Yolculuk Bolivya’nın sonsuz beyaz tuz düzlüklerinde dingin bir finale dönüşürken, geride sadece görülmüş yerler değil, ritmi hâlâ hissedilen bir Latin Amerika deneyimi bırakıyor.

TUR PROGRAMI

Broşür İndir
1.
Gün
İstanbul -Lima

Pasifik Işığıyla Başlangıç

Lima’ya varış, Güney Amerika ile yapılan ilk sessiz tanışma gibidir. Pasifik kıyısından yükselen serin rüzgâr, kolonyal balkonlar ve hafif sisli gökyüzü şehre yumuşak bir karakter verir. Acele etmeyen bir şehir burası; ritmini size dayatmaz, sizi yavaşça kendi temposuna davet eder.

Otele yerleştikten sonra tarihi merkeze doğru ilerlerken Plaza de Armas çevresindeki zarif mimari dikkat çeker. İspanyol döneminden kalma taş cepheler, görkemli kiliseler ve avlular arasında yürürken şehrin geçmişi bugünün içine karışır. Lima’nın tarihini anlamak bir müzeyi gezmek gibi değil, sokaklarında yürümek gibidir.

Öğleden sonra Barranco’ya geçildiğinde şehir aniden renklenir. Sokak sanatları, küçük galeriler ve bohem kahveler arasında dolaşırken Lima’nın modern ruhu ortaya çıkar. Bridge of Sighs üzerinde yapılan kısa bir yürüyüş sırasında Pasifik’ten gelen rüzgâr yolculuğun başladığını hissettirir.

Akşam, okyanus kıyısında gün batımı eşliğinde ilk cevicheyle birlikte Latin Amerika artık bir fikir değil, gerçek bir deneyim haline gelir.

2.
Gün
Lima – Arequipa

Volkanların Gölgesindeki Beyaz Şehir

Bugün Peru’nun güneyine doğru ilerliyoruz. Uçak alçalmaya başladığında ufukta kusursuz konik formuyla El Misti Volkanı belirir; Arequipa’nın dramatik fonu budur.

Şehir açık renkli volkanik taşlardan inşa edilmiştir. Güneş vurduğunda cepheler neredeyse parlıyormuş gibi görünür. Yanahuara bölgesinde yürürken Andalusya etkisini taşıyan kemerlerden şehri izlemek, zamanın yavaşladığı bir an yaratır. Carmen Alto’dan görülen geniş vadi manzarası ise And coğrafyasının büyüklüğünü ilk kez hissettirir.

San Lazaro’nun dar sokaklarında 18. yüzyıldan kalma küçük meydanlar arasında dolaşırken, şehir ağır ama zarif bir ritim taşır. Santa Catalina Manastırı, pastel tonlu duvarları ve sessiz avlularıyla Arequipa’nın ruhudur; burada yürümek neredeyse bir meditasyon hissi yaratır. Akşam, volkanların gölgesindeki bu zarif şehirde sakin bir konaklama.

3.
Gün
Arequipa - Cusco

Taşların Hafızasına Yolculuk

Bugün And Dağları’nın kalbine, İnka İmparatorluğu’nun eski başkenti Cusco’ya geçiyoruz. Hava değişir; daha serin, daha ince ve daha nettir. Şehirde ilk hissedilen şey yükseklik değil, taşların ağırlığıdır.

Cusco sokaklarında yürürken devasa İnka taş bloklarının üzerine kurulmuş koloniyal balkonlar görülür. Bu şehir geçmişin üstüne değil, geçmişle birlikte yaşamayı seçmiştir. Plaza de Armas’ta yapılan kısa yürüyüş sırasında meydanın ritmi hissedilir; burada insanlar acele etmez.

Bir zamanlar İnka İmparatorluğu’nun başkenti olan Cusco, And Dağları’nın kalbinde yer alan yaşayan bir tarih sahnesidir. 3.400 metre yükseklikte konumlanan bu şehirde devasa İnka taş duvarları ile İspanyol kolonyal balkonları yan yana durur; iki farklı çağ tek bir siluette birleşir. Plaza de Armas meydanı şehrin ritmini belirlerken dar taş sokaklar geçmişin izlerini bugüne taşır. Cusco yalnızca ziyaret edilen bir şehir değil, hissedilen bir hafızadır — yükseklikle birlikte gelen o hafif baş dönmesi, aslında zamanın katmanlarını fark etmektir.

Bugün adaptasyon günüdür. Yüksek rakıma uyum sağlamak için tempo bilinçli olarak düşürülür. Küçük kafelerde verilen molalar ve dar sokaklarda yapılan yürüyüşlerle şehirle yavaşça tanışılır.

4.
Gün
Sacred Valley

Dağların Sakladığı Medeniyet

And Dağları arasında ilerledikçe manzara giderek dramatikleşir. Sacred Valley, yalnızca bir vadi değil; İnka uygarlığının kalbi olarak kabul edilen, doğa ile insan zekâsının kusursuz bir uyum içinde buluştuğu bir coğrafyadır. Nehir boyunca uzanan bereketli topraklar, dağların yamaçlarına oyulmuş teraslarla birleşir; bu teraslar bugün bile İnka tarım bilgisinin ne kadar ileri olduğunu gösterir. Burada doğa fethedilmemiş, onunla birlikte yaşamayı öğrenmiştir.

Pisac kalıntılarında yükseldikçe vadi aşağıda geniş bir panorama gibi açılır. Taş yapılar ve teras sistemleri yalnızca savunma değil, aynı zamanda astronomi ve tarımla ilişkili karmaşık bir yaşam düzeninin parçasıdır. Rüzgârın sesi ve yüksekliğin verdiği açıklık hissi, bu toprakların neden kutsal kabul edildiğini anlamayı kolaylaştırır.

Yolculuk Ollantaytambo’ya doğru devam ederken vadi daha da daralır ve antik bir kasaba yavaşça ortaya çıkar. Ollantaytambo, İnka döneminden bu yana kesintisiz yerleşim görmüş nadir yerlerden biridir; bugün hâlâ aynı taş sokaklarda su kanalları akmaya devam eder. Devasa taş bloklarla inşa edilmiş teraslar ve tapınak kalıntıları, İnka mühendisliğinin şaşırtıcı hassasiyetini gözler önüne serer. Bazı taşların kilometrelerce uzaklıktan nasıl taşındığı hâlâ tam olarak açıklanamamıştır. Aynı zamanda burası, İnka direnişinin İspanyol kuvvetlerine karşı kazandığı az sayıdaki zaferlerden birine de tanıklık etmiş tarihi bir sahnedir; bu nedenle yalnızca bir arkeolojik alan değil, bir güç sembolüdür.

Kasabanın içinde dolaşırken dar taş sokaklar, küçük avlular ve dağlara yaslanan evler zamanın neredeyse durduğu hissini yaratır. Yerel dokuma atölyelerinde geleneksel motiflerin hikâyeleri anlatılır; her desen bir kimlik, her renk bir hatıra gibidir. Burada tekstil yalnızca el sanatı değil, nesiller boyunca aktarılan bir hafıza biçimidir.

Gün sonunda dağlarla çevrili bu küçük kasabada serbest zaman. Gün batımında taş duvarlara düşen ışık, vadinin neden yüzyıllardır kutsal kabul edildiğini sessizce anlatır.

5.
Gün
Sacred Valley- Aguas Calientes

Bekleyiş

Bugün yolculukta hız değil, ritim ön planda. Sacred Valley’den ayrıldıktan sonra dağların arasından ilerleyen tren, yalnızca bir geçiş değil; yaklaşan büyük deneyim için sessiz bir hazırlık hissi yaratır. Geniş vadiler yavaş yavaş daralırken raylara eşlik eden nehir hiç kaybolmaz; suyun akışı, trenin ritmiyle birleşerek zamanı farklı bir tempoya taşır. Dağlar giderek yaklaşır, manzara daha yoğun ve daha dramatik bir hâl alır.

Yol boyunca dışarıdaki manzara kadar içerideki duygu da değişir. Bu rota sanki bilinçli olarak acele etmez; Machu Picchu’ya adım adım yaklaşmayı hissettirir. Her kilometre, merakı biraz daha artırır ve yolculuğu yalnızca fiziksel değil, zihinsel bir geçişe dönüştürür.

Aguas Calientes’e varıldığında kasabanın enerjisi hemen hissedilir. Dağlarla çevrili bu küçük yerleşim, dünyanın en etkileyici antik şehirlerinden birine açılan kapı gibidir. Sokaklarda yürüyen herkesin ortak bir heyecan taşıdığı fark edilir; yarının ne getireceği düşüncesi havada asılıdır.

Akşam saatleri bilinçli olarak sakin bırakılır. Nehir sesi eşliğinde kısa bir yürüyüş, hafif bir akşam yemeği ve erken dinlenme… Çünkü bazı deneyimler öncesinde sessizlik gerekir. Buradaki bekleyiş, yolculuğun en özel anlarından birine hazırlanmanın doğal bir parçasıdır.

6.
Gün
Machu Picchu -Cusco

Bulutların Üzerinde Şehir

Sabah erken saatlerde dağların arasında yükselen sis yavaşça açılırken Machu Picchu ilk kez görünür. O an, zamanın kısa bir an için durduğu hissini yaratır. And Dağları’nın zirveleri arasına ustalıkla yerleştirilmiş bu antik şehir, yalnızca bir arkeolojik alan değil; insan ile doğa arasında kurulmuş neredeyse kusursuz bir uyumun sembolüdür. Sessizlik burada sıradan değildir; manzaranın bir parçası gibi hissedilir.

15. yüzyılda İnka İmparatorluğu’nun en güçlü döneminde inşa edildiği düşünülen şehir, dağların eğimine uyum sağlayan terasları, tapınakları ve taş geçitleriyle bugün bile hayranlık uyandırır. Harç kullanılmadan birbirine geçirilen dev taş bloklar, İnka mühendisliğinin ne kadar ileri olduğunu gösterir. Güneş Tapınağı, kutsal alanlar ve tören noktaları arasında yapılan yürüyüş sırasında, İnka dünyasının doğayı yalnızca bir çevre olarak değil, kutsal bir varlık olarak gördüğü hissedilir. Burada mimari, doğaya karşı değil; onunla birlikte var olacak şekilde tasarlanmıştır.

Şehir içinde ilerledikçe her açı yeni bir perspektif sunar. Sis bazen tekrar yükselir, bazen manzarayı tamamen açar; Machu Picchu kendini hiçbir zaman tek seferde göstermez. Serbest zamanda herkes kendi ritmini bulur. Bazıları uzun süre sessizce manzaraya bakar, bazıları taş yollar arasında ağır adımlarla dolaşır. Burada kelimeler doğal olarak azalır; manzara konuşur.

Günün sonunda trenle Cusco’ya dönüş başlar. Vadi boyunca ilerlerken dışarıdaki manzara aynı kalsa da hissedilen duygu değişmiştir. Atmosfer daha içe dönük, daha sakindir. Yolculuğun zirvesi yaşanmış, geriye yalnızca o anın yankısı kalmıştır.

7.
Gün
Cusco - Puno (Titicaca Train)

Andlar Boyunca Yavaş Yolculuk

Bugün yolculuğun ritmi yeniden değişiyor. Cusco’dan ayrılırken artık bir yerden başka bir yere gitmekten çok, yaşananları sindirme zamanı başlıyor. PeruRail Titicaca treniyle And platoları boyunca ilerlerken manzara giderek genişler; yüksek otlaklar, küçük köyler ve uzak dağ siluetleri sonsuz bir panorama gibi camın önünden akıp gider. Burada hızın bir anlamı yoktur; trenin ağır ve dengeli ilerleyişi, yolculuğu neredeyse meditatif bir deneyime dönüştürür.

Panoramik pencerelerden bakarken And coğrafyasının sessiz büyüklüğü hissedilir. Bazen yalnız bir çoban, bazen rüzgârla hareket eden altın renkli otlar gözden geçer. Saatler ilerledikçe dış dünyadaki manzara sadeleşir, içeride ise yolculuk daha içe dönük bir hâl alır. Sıcak karşılama içeceği, üç aşamalı öğle yemeği, canlı geleneksel müzik ve Observatory Bar Car’da geçirilen anlar bu günü bir transfer olmaktan çıkarır; başlı başına bir deneyime dönüştürür.

Akşam saatlerinde Puno’ya varıldığında hava daha serin, rakım daha hissedilir hâle gelir. Gölün yakınındaki bu şehirde geceyi geçirirken, ertesi gün başlayacak Titicaca deneyiminin sessiz heyecanı hissedilir.

8.
Gün
Lake Titicaca - La Paz

Gökyüzünün Suya Dokunduğu Yer

Sabah, dünyanın en yüksek navigable gölü olan Titicaca’nın sakin sularıyla başlar. Gölün yüzeyi çoğu zaman bir ayna gibidir; gökyüzünü yansıtır ve ufuk çizgisi neredeyse silinir. Bu yükseklikte suyun rengi daha derin, hava daha berraktır. Burada sessizlik yalnızca bir atmosfer değil, hissedilen bir ağırlıktır.

Tekneyle göl üzerinde ilerlerken ilk durak Uros’un totora sazlarından yapılmış yüzen adalarıdır. Yüzyıllardır aynı tekniklerle inşa edilen bu platformlar, insanın doğayla kurduğu uyumun benzersiz bir örneğini sunar. Ardından Taquile Adası’nda geleneksel dokuma kültürünün inceliğiyle karşılaşılır; burada tekstil yalnızca bir zanaat değil, sosyal kimliğin bir parçasıdır. Amantani’de ise yaşamın temposu tamamen değişir. Araçların olmadığı bu adada zaman daha yavaş akar, günlük hayat doğanın ritmiyle şekillenir. Titicaca’da geçirilen saatler boyunca şehirlerin temposu unutulur. Su ve gökyüzü arasındaki sınır belirsizleşirken insan kendini dünyanın merkezinden uzak, ama doğaya daha yakın hisseder. Günün sonunda Bolivya’ya doğru yola çıkılır ve La Paz’a varışla birlikte yeni bir coğrafyanın enerjisi hissedilir. 

9.
Gün
La Paz Uyuni – Avaroa

Sonsuz Beyazlık

Bugün manzara tamamen değişiyor. Uyuni’ye ulaşıldığında ilk durak Train Graveyard olur; paslanmış lokomotifler, bir zamanlar hareketin sembolü olan metalin şimdi sessizliğe teslim oluşunu anlatır. Burada her şey biraz gerçeküstüdür.

Ardından Salar de Uyuni… Ufuk çizgisinin kaybolduğu bu beyaz boşlukta perspektif anlamını yitirir. Gökyüzü ile yer birbirine karışır, mesafeler yanıltıcı hâle gelir. Sessizlik neredeyse elle tutulacak kadar yoğun hissedilir. Bu, yalnızca bir manzara değil; mekân algısını değiştiren bir deneyimdir.

Gün ilerledikçe Avaroa bölgesine doğru yol alınır. Volkanlar, renkli lagünler ve flamingolar her kilometrede yeni bir sahne açar. Akşam olduğunda gökyüzü yıldızlarla dolar; şehir ışıklarından uzak bu coğrafyada gece bambaşka bir derinlik taşır.

10.
Gün
Avaroa National Reserve

Doğanın Ham Gücü

Bugün doğanın en saf hâliyle karşılaşılan bir keşif günü. Geyzerlerden yükselen buhar, pastel tonlara sahip lagünler ve volkanik tepeler birbirini takip eder. Manzara her kilometrede değişir; renkler, dokular ve ışık sürekli farklılaşır.

Rüzgârın sertliği, havanın kuruluğu ve çevrenin açıklığı bu bölgenin vahşi güzelliğini daha da belirginleştirir. Burada doğa abartılı değil, ama son derece güçlüdür. İnsan kendini küçük ama aynı zamanda bu büyük düzenin bir parçası gibi hisseder.

11.
Gün
Avaroa - La Paz

Çöl Ritimleri

Bugün dönüş yolu. Sonsuz manzaralar yavaş yavaş geride kalırken yolculuğun temposu da doğal olarak sakinleşir. Dün büyüleyici gelen geniş ufuklar bugün daha tanıdık görünür; seyahat artık bir keşiften çok bir hatırlama hissine dönüşür.

Uzun yol boyunca manzaraya son kez bakmak, yolculuğun tüm parçalarını zihinde birleştirme fırsatı sunar. La Paz’a yaklaşıldıkça şehir hayatının ritmi yeniden hissedilmeye başlar.

12.
Gün
La Paz

Son Bakış

La Paz, bir vadinin içine katman katman kurulmuş bir şehir. Teleferik hattıyla yukarı çıktığınızda şehrin tüm yapısı ayaklar altına serilir; kırmızı tuğlalı evler, dar sokaklar ve uzaklarda yükselen dağ siluetleri bir arada görünür.

Bugün son keşif günü. Pazarların canlı renkleri, sokak satıcılarının ritmi ve kolonyal yapılar arasında dolaşırken yolculuğun başından beri biriken tüm görüntüler zihinde yeniden canlanır. La Paz, bu hikâyenin son sahnesi gibi hem canlı hem de biraz melankolik bir atmosfer taşır.

13.
Gün
La Paz-İstanbul

And Dağlarına Veda

Bu sabah yolculuk sona eriyor. Pasifik kıyısından başlayan hikâye, volkanların gölgesinden, İnka şehirlerinden, yüksek göllerden ve sonsuz beyazlıklardan geçerek burada tamamlanıyor.

Bavullara yalnızca hatıralar değil; farklı coğrafyaların ritmi, yüksekliklerin sessizliği ve yol boyunca biriken duygular da ekleniyor.

Bazı yolculuklar biter. Bazıları ise dönüşten sonra başlar.

EK BİLGİLER

*Kontenjanımız 15–20 kişi ile sınırlıdır.


OTELLERİMİZ



Hotel B Lima vb.


Hotel B, Lima’nın bohem Barranco semtinde yer alan; 1914 tarihli Belle Époque bir malikanenin restore edilmesiyle oluşturulmuş, sanat odaklı lüks bir butik oteldir. Çağdaş Latin Amerika sanat koleksiyonu, rafine gastronomi deneyimi ve Pasifik kıyısına yakın konumuyla, şehirde sakin ama karakterli bir konaklama arayanlar için öne çıkar.



Cirqa Arequipa vb.


Arequipa’nın UNESCO korumasındaki tarihi merkezinde yer alan, 1540’lardan kalma eski bir manastırın zarif şekilde restore edilmesiyle oluşturulmuş butik bir lüks oteldir. Volkanik taş mimarisi, sadece 11 odası, avlulu sakin atmosferi ve yerel Arequipa mutfağından ilham alan rafine gastronomisiyle; tarihi ruhu modern konforla birleştiren çok özel bir konaklama deneyimi sunar.



Antigua Casona San Blas Cusco vb.


Antigua Casona San Blas, Cusco’nun sanat galerileri ve taş sokaklarıyla ünlü San Blas mahallesinde yer alan, kolonyal dönemden kalma bir konutun özenle restore edilmesiyle hayat bulmuş karakterli bir butik oteldir. Avlulu mimarisi, şömineli sıcak atmosferi, yerel dokuları modern konforla birleştiren tasarımı ve kişiselleştirilmiş servisiyle; Machu Picchu yolculuğu öncesinde sakin ve sofistike bir Cusco deneyimi sunar.



Andenia Boutique Hotel Sacred Valley vb.


Andenia Boutique Hotel, Peru’nun Sacred Valley (Kutsal Vadi) bölgesinde yer alan; doğayla bütünleşmiş, butik ve lüks bir kaçış otelidir. Geniş bahçeler içinde konumlanan otel, özel teraslı odaları, açık havuz ve sıcak taş havuzlarıyla sakin ve rafine bir atmosfer sunar.
Machu Picchu ve çevredeki kültürel rotaları keşfetmek için ideal bir konumda olup, “doğada konfor” konseptini ön plana çıkarıyor.



Titilaka Puno vb.


Titilaka, Peru’daki Titicaca Gölü kıyısında yer alan, sadece 18 odalı çağdaş bir lüks lodge’dur. Doğayla bütünleşen minimalist tasarımı, göl manzaralı geniş yaşam alanları ve bölgenin kültürünü merkeze alan özel deneyimleriyle; sessizlik, manzara ve keşif odaklı, çok rafine bir konaklama sunar. Uros ve Taquile adaları gibi Titicaca çevresini keşfetmek için ideal bir premium üs olarak öne çıkar.



Atix La Paz vb.


La Paz’ın seçkin Calacoto (Zona Sur) bölgesinde yer alan, çağdaş tasarım ve Bolivya kültürünü bir araya getiren sanat odaklı lüks bir butik oteldir. Yerel taş ve ahşap kullanılan modern mimarisi, ünlü sanatçı Gastón Ugalde eserleriyle adeta yaşayan bir galeri atmosferi yaratır. Rooftop’taki +591 Bar, infinity pool ve And Dağları manzarasıyla şehirde sofistike bir konaklama deneyimi sunar.



Hotel de Sal Luna Salada Uyuni vb.


Bolivya’daki büyüleyici Uyuni Tuz Çölü manzarasına hâkim, tuz bloklarıyla inşa edilmiş ikonik bir butik oteldir. And Dağları’ndan ilham alan rustik tasarımı, panoramik manzaralı spa’sı ve yerel tatlara odaklanan mutfağıyla; doğanın ortasında rafine, deneyim odaklı ve sıra dışı bir konaklama sunar
.
AKTİVİTE DETAYLARI
AKTİVİTE KODU:
#7
LOKASYON:
Güney Amerika
ULAŞIM
Uçak   
İPTAL POLİTİKASI:
İptal ve iade şartları

TARİH VE FİYATLAR

YORUMLAR

İlk yorumu siz yapın



13 Gün
Güney Amerika
7

BİLGİ
İSTEYİNİZ



BİLGİ
İSTEYİNİZ

13 Gün

​Bu program hakkında bilgi istiyorum
Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak formu doldurunuz.


En kısa zamanda bilgi gönderilecektir.


DAHİL OLANLAR:

• Uluslararası ekonomi sınıf uçuşlar

• Program içi bölgesel uçuşlar (Lima – Arequipa – Cusco – La Paz vb.)

• Program boyunca belirtilen şehirlerde seçilen otellerde konaklama (Lima, Arequipa, Cusco, Sacred Valley, Aguas Calientes, Puno, La Paz, Uyuni, Avaroa)

• Otellerde alınan sabah kahvaltıları

• Programda belirtilen bölgelerde seçili öğle ve akşam yemekleri

• Program boyunca özel araç ile tüm transferler ve şehirler arası ulaşım

• Havalimanı karşılama ve gidiş–dönüş transferleri

• Lima’da şehir turu (tarihi merkez & Barranco bölgesi)

• Arequipa’da şehir keşfi ve Santa Catalina Manastırı ziyareti

• Cusco’da rehberli şehir yürüyüşleri

• Sacred Valley’de Pisac ve Ollantaytambo gezileri

• Sacred Valley – Aguas Calientes arası panoramik tren yolculuğu

• Machu Picchu giriş bileti ve rehberli ziyaret

• Cusco – Puno arasında PeruRail Titicaca tren deneyimi (öğle yemeği ve onboard deneyimler dahil)

• Titicaca Gölü’nde tekne turu (Uros & Taquile adaları)

• Yerel ada yaşamını deneyimleme ve kültürel etkileşimler

• La Paz şehir turu ve teleferik deneyimi

• Uyuni’de Salar de Uyuni keşfi (4x4 araçlar ile)

• Avaroa National Reserve giriş ve keşif programı

• Program boyunca profesyonel yerel rehberlik hizmeti

• Programda belirtilen tüm müze ve ören yeri giriş ücretleri

• Zorunlu seyahat sigortası

HARİÇ OLANLAR:

• Peru ve Bolivya için gerekli ise vize ve giriş ücretleri

• Programda belirtilmeyen öğle ve akşam yemekleri

• Yemeklerde alınan alkollü ve alkolsüz içecekler

• Otellerde yapılacak kişisel harcamalar (mini bar, oda servisi vb.)

• Bahşişler (rehber, şoför, tekne ve tren ekipleri vb.)

• Program dışında talep edilecek opsiyonel aktiviteler

• Yüksek rakım kaynaklı özel ihtiyaçlar ve kişisel harcamalar

• Programda açıkça belirtilmeyen tüm kişisel harcamalar

• Seyahat sağlık sigortası